Güzel bir yerde, güzel insanlarlayken, dünyanın en güzel insanının en güzel sözlerinden birini duydum. Diyordu ki:

“Sıradan insan olmayın”

Efendimizden (s.a.v.)’den bunu duyan kişi soruyor hemen:

“Sıradan insan, nasıl bir insandır?”. Cevap:

“Sıradan insan, selam verene selam veren, iyilik gördüğüne iyilik eden ve yalnız aldığına veren insandır. Bunlardan olmayın!”.

Üzerinde düşünüldüğü vakit, daha da genişletebileceğin, hayatının neredeyse tümünü değiştirmen gerekecek bir cevap. Bir düşünün ne kadar sıradanlaştığımızı… Kaç kez bize haksızken küsene selam verdik? Kaç kez size en değersiz malını emanet etmekten çekinen birine bir iyilikte bulunduk? Ya da kaç kez karşımızdakine iyisin hoşsun demek yerine “yanlış yapıyorsun kardeşim” dedik, kaç haksızlığa “yeter” diyebildik cesurca? Hiç ya da çok az.

Basit bir örnek…Belçika’ya  bizlere bakacak olursak, bizdeki mentalite bilinçli bir sürü psikolojisi gibi… Herkes biliyor yaptığının iyi olmadığını ama içindeki savunma psikolojisi diyor ki: “e ama herkes böyle yapıyor artık…”. Bu mentalite sonucu, “iş ariyorum” diye gösterip, “eşimden ayrıyım” diye gösterip devletten haksız kazanç elde etmedik mi? Sigortalık bir iş düşse, “zararı en çok nasıl gösterebilirim” diye araştırıp daha fazla para almaya çalışmadık mı? Yaş büyütüp erken emekli olmalar, kendini “çalışamaz” gösterip mâlünen emekli olmalar bizden çıkmadı mı?

Yukarıda değindigimiz, “gurbetteki türkler”e ait olan cambazlıkların konumuzla bağlantısını oturtmak gerekirse… Einstein’ın meşhur lafı vardır; “dünyada haksızlık yapanlardan korkmuyorum; bunları görüp de susanlardan korkuyorum” diye. İşte bugünün sıradan insanlarının yaptığı bu! Görüp, susmak. Halbuki “görüp de susan, dilsiz şeytandır” gibi ağzımıza yer edinmiş o güzel laflar varken biri de çıkıp “kardeşim, yanlış yapıyorsun, yapma!” diyemiyor.

Biz bu muyuz?

Bizler, yabancı bir ülkede, hayatlarında başka bir mekanda belki de hiç karşılaşamayacakları bir medeniyeti temsil eden kişileriz. Türklüğü, müslümanlığı buradaki insanlar bizden öğrenemezlerse, hiç bir yerden öğrenemezler. Bizler, kabul etsek de, etmesek de, umursamasak da, bu misyona sahibiz. Birer temsilciyiz. Ve buradaki insanlar, bizleri yanlış tanıyorsa hala; emin olun bu sadece ve sadece onların suçu değildir. Bu bizim, temsil ettiğimiz değerlerden oldukça uzak birer temsilci olmamızdan kaynaklanıyordur. Bu, sıradan insanlar olarak “ben de yolumu bulayım yeter” gibi, “işim görülsün yeter” gibi, “herkes yapıyor” gibi fikirlere sahip olduğumuzdandır.

Peki; biz tuncuz da onlar altin mi?

Tabii ki değil, hem de kesinlikle. Ancak güzel insan Michael Jackson’ın şarkısında dediği gibi:

“If you wanna make the world a better place,
Take a look at yourself and make a change!”

Yani; dünyayı daha iyi bir yer yapmak istiyorsan, kendine bak ve bir değişiklik yap; diyor.

Çünkü, kör köre yol gösteremez. Çünkü, haksızlığın hakkı haksızlık değildir, kötülüğün hakkı da kötülük. Sıradan insanlar olarak yaşamayı isteyenler, devam etsin. Ancak unutulmasın ki: uçurtma ancak, rüzgara karşı koşmakla uçar.

Uçurtmalarımızı uçurtmak dileğiyle…