Esrar, yeşil, uyuşturucu ya da artık nasıl adlandırırsanız. Herkes böyle  hoş olmayan bir konuya değinmek istemez ancak şuan yadırganamaz bir gerçek var: ne yazık ki Avrupa’da yaşayan gençler bu kelimeleri sadece gazetelerde veya filmlerde duymuyor. Hollanda’nın güzel şehirleriyle birlikte çağrışım yapan bu şey gençler arasında –maalesef bizim toplumumuzda da- giderek yaygınlaşmakta.

Halka açık yerlerde kullanımının yasal olması, kolay bulunabilmesi ve gençler arasında özendirilmesi gibi bir çok faktör esrarın kullanımını arttırmada rol oynasa da, asıl nedenleri ve bu nedenlerin nasıl bir kandırmaca olduğunu aşağıda sıralayabiliriz:

Birinci en büyük yalan, esrarın diğer uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yapmadığı ve fiziksel rahatsızlıklara sebep vermediğidir. Halbuki esrar, içerdiği “thc” maddesinden ötürü zehirli bitkiler familyasından bir ottur.                Bilimsel araştırmalarda varılan fikir birliğine göre,  kanser riskini %72 artırması, kalp ve damar sistemini tahrip etmesi, kanın incelmesi, beyinde timör oluşumu gibi zararlar, esrarın verdiği fiziksel rahatsızlıklardan sadece bir kaçı. Bilinen psikolojik bağımlılığının yanı sıra fizyolojik bağımlılığı da kanıtlanmıştır.

İkincisi, “bir kerelikten bir şey olmaz” psikolojisi. En basta unutulmaması gereken: hiç bir uyuşturucu  bağımlısı “haydi bağımlı olayım” diye başlamaz. Başlangıç cümlesi her zaman budur. Kaldı ki, ; halisulasyon, zekâ kaybı, bilinç kaybı, ileriye yönelik plan yapamama ve hayallerinin bitmesi, göz rahatsızlıkları, paranoya gibi;   derin bir psikolojik rahatsızlığın, ilk kerede olmayacağının hiç bir garantisi yoktur.

Üçüncüsü içki gibi haram olmadığıdır. Halbuki hadis-i şerifte buyurulur ki: “Şarap haramdır.” Devamında ise de tanımı yapılır: “Sarhoşluk veren her türlü şey şaraptır.” Yani sıvı olsun, katı olsun, duman olsun, buhar olsun; sarhoşluğa ve dengesizliğe gark eden her şey haram.

Dördüncüsü, “ortam”ı ısındıran bir eğlence aracı olduğu ve daha mutlu ettiği yalanı. Eğer sorunlarınız varsa, bu sorunlarınızdan bir kaçış noktası olarak görülebilir. Bilinciniz ve zekanız yerinde olmadığından, o an bittabî mutlu hissedebilirsiniz. Ancak ertesi sabah uyanıldığında düzelen, gelişen hiç bir şey olmadığı gerçeğiyle birlikte –az ya da çok ama illa ki sahip olacağınız- psikolojik rahatsızlıklar, sizi sıkıntılı halinizden çok daha büyük sıkıntılara sokacaktır. Eğer sorunlarınız yok ise de, bir eğlence aracı olarak görülen bu şey, sizi yukarıda saydığımız nedenlerden ve daha fazlasından ötürü, yeteri kadar sorun sahibi edecektir.

Yapılması gereken: bilinçlenmek!

Yukarıda –bır kısmı yazılı olan- zararlarını bilen, gören, aklı başında hiç bir insan yoktur ki esrarın lanse edildiği gibi masum bir şey olmadığını anlamasın ve buna karşı bir eğilim göstermesin.  Ancak an itibariyle, bilmesek de, kabul etmesek de, çevremizde gençlerimiz aynı bilince sahip olma şansına sahip olamayabiliyor. Yapılması gereken ise –tercihen bir uzmanın yardımıyla- konunun ne kadar ciddi olduğunu ve nerelere uzanıyor olduğunu, ona doğru bir şekilde anlatabilmek. Ve en önemlisi, acı tecrübeler yaşamadan tedbir almak.

Maalesef Belçika, uyuşturucu satışının yasak olduğu ancak kullaniminin serbest olduğu nadir, hipokrit bir yaklaşım içerisindedir. Ve, diğer batılı ülkelerde olduğu gibi, nedense en çok zarar görenler, yabancı kökenliler ve göçmenler oluyor.

Bu yüzden arkadaşlar, anneler, babalar, tanıdıklar olarak elimizi taşın altına koyarak ilk başta bilinçlenmeli, daha sonra çevremizi bilinçlendirmeliyiz ve bu kör tuzaklardan toplumumuzu keskin bir şekilde kurtarmaliyiz. Herşey, bize bağlı.