Bilgisayarınızda tam önemli bir iş yapıyorsunuz… Ve birden bum… Her şey kilitleniyor! Bu sorunun en önemli nedenlerinden biri “deadlock” dediğimiz sorundur. Bir işlem, başka bir işlemden bilgi istiyor; o başka birinden, o başka bir işlemden… Bütün işlemler aynı anda, birbirlerinden bilgi istediği için bilgisayarınız görev yapamaz hale geliyor. Bu sorunu aşmak içinse iki yol var: ya bu sorunu radikal bir şekilde çözmeye odaklanacaksınız, ya da bütün işlemlerinizde bu sorundan kaçınmayı tercih edeceksiniz.

Bilgisayarınız bu teknoloji ile halen bu sorunu yaşıyorsa, bilin ki bunun en büyük nedeni, işletim sisteminiz “kaçmayı” tercih ettiğindendir.

Çok çok eski zamanlarda disiplin ile bir anılagelsek de, maalesef, artık “pratik” bir toplumuz. Pratik zekâ çok büyük maharettir ama en büyük dezavantajı bizi yüzeyselliğe yönlendirmesidir. Kalıcı sağlam çözümlerden ziyade, günü kurtarmaya daha çok meyil ettirmektedir.

Bugünlerin popüler bir örneği olarak:

Mâlum, Türkiye’de seçimler var. Ve gayet de çetin geçiyor. Bu sebeple Avrupalı Türkler olarak bizi ayaklı oy pusulası olarak gören partilerin propagandaları altında kalıyoruz ister istemez. Bu sorunu gören Avrupalı Türk aydınlarımızın çoğu ise buna karşın diyorlar ki: “Belçikalı Türkler olarak, yasadığımız ülkenin gündemi ile haşir neşir olmalı, Türkiye siyasetine bulaşmamalıyız”.

Gâyet mâkul. Ancak ne realist, ne de uzun vâde bir çözüm ne yazık ki.

Neden? Çünkü: çok güçlü ve devam eden bağlarımız var, akrabalarımız gibi, evimiz, esimiz, dostumuz gibi. Çünkü Türkiye stratejik olarak değişen dünya düzeninin tam da merkezinde konuşlanıyor ve tüm ülkelerce zaten takip ediliyor. Çünkü dünya ve özellikle bizler için ekonomik ve sosyal etki alanı en önemli ülkelerden. Bütün bu gerçekliklerden kaçarak, konuşmamayı tercih etmek ise günü kurtarmakla es değer bir yaklaşım.

Daha köklü bir çözüm önerisi olarak şunu duysaydık mesela: “Karşılıklı diyalog pencereleri açılmalı. Kanaat önderleri sükûnet çağrısı ile provokatif eylemlere yön vermemeli. Bizlerin çıkarları söz konusu olan meselelerde -o taraf, bu taraf demeden- her alanda toplu refleksler gösterebilmeli…”

Bu konuyu aşarak şöyle devam etse: “50.yil nihayetinde bir lobi oluşturulmalı. Buradaki utanılacak düşüklükteki eğitim rakamlarımızı, yolsuzluk rakamlarımızı, işsizlik sorunlarımızı istişare etmek, çözümler üretmek için platformlar oluşturulmalı. O, bu demeden çatı federasyonlar kurulmalı…”

Kulağa daha hoş geliyor değil mi? İnanın, zor değil.

Vallahi, bu fikirleri gerçekleştirme kabiliyetinde olan aydınlarımız da var, bu gelişmelere sahip çıkacak seviyede bilinçli bir halkımız da…

Geriye sadece eli taşın altına atabilme cesareti kalıyor…