Hayatımızın belki de en önemli kararıdır evlenmek. Yaşamınız boyunca aynı evde yaşayacağınız, sorunlara birlikte göğüs gereceğiniz, kısaca neredeyse her şeyi “birlikte” yapabileceğiniz ‘hayat arkadaşı’nızı seçmek… Kimi zaman birden çıkar karşınıza beklediğiniz kişi, kimi zaman çok daha fazla vaktinizi alır doğru kişiyi bulmak. Özellikle de “aşk bitti” denilen ve bunu kabullenen bir medeniyette yaşıyorken daha da zor.

Evlenmek, diğer kültürlerin aksine bizim kültürümüzde, “ev” kökünden gelir ve yeni bir eve çıkmak, yani aileden ayrılmak manasına gelir. Herhalde, birbirine çok bağlı, sıcak bir toplum olduğumuz için de, evlenmeyi zorlaştırmak yoluna gitmişiz.

Doğru kişiyi bulmaktan daha zor şey nedir diye sorsak, genel olarak aldığımız cevap evlenmek oluyor. Bilmeyenler ya da unutanlar için, evliliğe hazır olan bir çift için evlilik sürecini açıklayalım: isteme, söz, nişan, kına, düğün, balayı

Ancak bu uzun prosedürlerin, günümüz toplumuna çok da uyum sağlamadığı aşikâr. Çalışmaya direk orta öğretimden sonra başlayan gençler için konu biraz daha kolay olsa da, yükseköğrenimdeki gençler açısından evlilik daha da zorlaşıyor. Hiç kalmadan standart bir öğrenim süreci yasayan bir genç, eğitimini 23 yaşında tamamlıyor. Başarı oranımızı da hesaba katarsak, 1, 2 yıl daha eklemek mümkün. Bundan sonra sudan çıkmış balık misali, iş aramaya, askerlik yapmaya, kendi maddi bağımsızlığını kazanmaya adıyor kendini gençler. Çünkü evlilik o derece uzun ve yorucu bir prosedüre bindiriliyor ki, zaten çok hevesli olmayan gençler, bundan daha da soğumaya başlıyor. Bir yandan hayata atılmanın verdiği baskı, bir yandan topluma uyum sağlamak ve sosyal yapının en temel yapı taşı olan “aile”yi kurmakla ilgili düşüncelerle oluşan baskı… İş böyle olunca da, evlenmeyi kafaya koyanlar dahi, gözlemlerimize bakacak olursak, bu evlilik sürecini ancak 2 yılda tamamlayabiliyor.

Temel sorun, evlenmek isteyenlerden beklenilenler. Maddi ve manevi bu yükü, hayatlarının en zor ve en kritik kararını veren insanların üzerine yüklemek, toplumumuzun en büyük yanlışlarından biri. Boşanmak içinse gerekli olan sadece bir kâğıt ve 6 aylık ayrı geçirilen bir süre.

Aile temellerinin bu derece zorla atıldığı ve kolaylıkla yıkılabileceği bir toplum düzenini geride bırakmamız gerekiyor. Anne/babaların, evlatlarını daha rahat bırakması ve verdiği kararlara saygı duyması gerekiyor. Gençlerin, sonuç odaklı düşünerek, bu sureci birbirleri için uzatmadan en kısa surede gerçekleştirmesi gerekiyor ve toplum olarak, alıştığımız bu uzun ritüellerde değişikliğe gitmemiz gerekiyor.

Evliliğin zor, boşanmanın kolay olduğu bir toplum yerine; evliliğin kolay, boşanmanın zor olduğu bir topluma geçmeden, sağlıklı bireyler olmayacağı da kesin. Ailesiz bir toplum olmayacağı da… Bunun bilincinde hareket etmekse, hepimiz için bir sorumluluktur.