Taştan bir yüz…Tanrı’dır tüm karışıklığıyla bazen biri için; bazısı için bir heykel, bir sanat; bazısı içinse ahmakça bir günah. Dünya; bazen gününü gün etme yeri, bazen bir sınav, bazen boş bir mekandır bir anlamı olmayan.
Görülen şeylerin birbirinden bu kadar farklı olması, “bakış”a; gördüğünü doğru algılayabilmesi “dikkat”e bağlıdır.  

“Tanrı uçmamızı isteseydi, bize kanat verirdi” diyenlere karşi, o meşhur “Tanrı kanat vermedi ama herşeyi yapmaya yetecek akıl verdi” cevabını veren Hazerfen, uçan kuşlara herkes gibi bakmayan biriydi. Bunun sayesinde yaptığı planör ile dünyada ilk uçan insan olabilmiştir. 

Königsberg Şehri’nin içinden akan nehrin üstüne kurulmuş 7 köprü… Ünlü bilim adamı Leonhard Euler herkes gibi yüzlerce adım atarak geçtiği köprülere baktı ve düşündüğü soru: “Hepsinden birer kere geçerek baslangıç noktasına gelebilir miyim?” oldu. Grafik teorisini ortaya çıkarmak ve iletişim ağlarının kökenini atmak, böyle bir görmenin ürünüdür. 

Içinde bulunduğumuz çağ ise, şimdiye kadarki en rahat çağdır çoğu bakımdan.Düşünmeye, sorgulamaya, neyin-neden-nasıl olduğuna dair hiç bir şey bilmeden yaşayabileceğiniz kadar rahat hatta… Dikkatsiz bakışlarla da pekala rahat bir hayatı idame ettirebilirsiniz.
Bunu kendinize uygun görmeyecek seviyede hissediyorsaniz eğer kendinizi, yukarıdaki örnekteki insanlar gibi olmamanız içten bile değildir.  

“Bu büyük başarılar, bu kadar basit değil” denilebilir doğal olarak. Ancak unutulmamalı ki, “basitlik” ve “karmaşıklık” da bakışa bağlıdır. Bunlar soyut kavramlardır ki ancak hayal ile algılanabilir. En güzel örneklerdendir: Özbek bilim adamı El-Harezmî’nin 0’ı bulması… Şuan bize o kadar basit gelen “1 – 1 = 0” gibi bir işlem bulunmasaydi, “0” ile yüksek rakamları yazarak işlemler yapamasaydık; ne matematik, ne tıp gelişir, ne de bugünleri sağlayan büyük keşifler/icatlar yapılabilirdi. 

Asıl mesele dünyada: görmektir. Bunun içinse 2 altın anahtar vardır: dikkat ve zaman. Yani hayatı umursamak, herşeye bir dikkat, bir düşünceyle yaklaşabilmek ve dikkatini celb eden konu üzerine gostereceğin sabır ile geçecek zaman. Evinizde, ilişkilerinizde, sosyal hayatta ve mesleğinizde… Görmek, size huzur ve mutluluğu getirebilecek tek araçtır. Çünkü o ancak gören insandır ki; önündeki engelleri fark eder, kendindeki hataları görür, başarı merdivenlerini nasıl çıkacağını bilir ve asıl bahtiyarlığı görebilir. 

Hayatı bir köşeden izlemek de elimizde; hayatı ve hayatınızın akışını, güzelliklerini, ahengini etkileyebilmek de. Hayat kimseye “senin rolün budur” demez. Size oynayabileceğiniz rolleri sunar… Bazen çok, bazen az, bazen görürsünüz,bazen göremezsiniz; ama illâ ki sunar; ve biz kendi hayatlarımızı bunların arasından seçeriz.  

En küçük zerresinden, en karmaşık bütünlerine kadar dünya, bizlere sunulmuş yazılı bir kağıttır. Biliyoruz ki; geçicidir ve yeniden elimizden alınacaktır.Üstündekileri okuya da biliriz, okumaya da biliriz; anlamaya çalışa da biliriz, ilaveten birşeyler yazmaya da… Ve asıl mutluluk denilen şey: kağıtta yazanları anlamaya çalışmak ve birşeyler daha ekleyebilmek aşkıdır, kağıdın elinden alınmadan.