Hayatımız, verdiğimiz kararlardan oluşur. En küçük bir seçimden, en büyük önemli anlara kadar; hayat verdiğimiz kararlara göre şekillenir. Verdiğimiz kararlar bilgilerimizden, bilgilerimiz tecrübelerimizden oluşmaktadır.
Peki ya tecrübe etmeden, verebileceğimiz en iyi kararlarımızı bize anlatan bir mektup olsaydı? İnternette gezinirken işte tam da bunu gördüm. Birisinin, 10 yıl önceki haline yazdığı mektup… 10 maddede topladığı yapılması gerekenler listesini okuduğumda farkettim ki, bu hepimizi çok da yakından ilgilendiren hususları içermektedir.
Vakit kaybetmeden işte o maddelere geçelim:
1-) Son sur’atle çalışsan bile alabileceğin maksimum ücret bellidir. Sebebi ise, yüksek okula yeteri kadar hazırlanmaman. 10 yıl sonra, “keşke hayalim olan şunu okusaydım ve şu an şu işi yapıyor olsaydım” diyeceğiniz açıktır. Ve bunun için emin olun ki eninde sonunda pişman olacaksınır. O yüzden, fırsatınız varken yüksek öğreniminizi tamamlayın.
2-) Dil öğrenmek her geçen yıl daha da zorlaşır. O yüzden, fırsatınız varken öğrenebileceğiniz kadar dil öğrenin. Yabancı bir dil, sadece iş hayatınızı değil, yaşamınızı, kişiliğinizi, kültürünüzü, dini yaşamınızı, kısaca size ve kapasitelerinize dair ne varsa, hepsi için yep yeni kapılar açacaktır.
3-) Seyahat ve tatil yapın. İleride çoluk çocuğa karıştığınızda, aileniz büyüdüğünde ve yaşayabilmek için her an çalışmak zorunda kaldığınızda, size bir yıl için verilen o kısacık tatil sürelerinde, sadece vücut yorgunluğunuzu atabileceksiniz. O yüzden, rahatken, sorumluluğunuz henüz nisbeten daha az iken, gezebildiğiniz yerlere gidin, tanıyabildiğiniz kadar kültür tanıyın. İleride bunun için pişman olacaksınız.
4-) Birikim yapmaya çalışın. Araba için, ev için, düğün için ve ileride yapmak istediğiniz atılımlarınız için, kenarda köşede mutlaka bir paranız olmalı.
5-) Çevre edinin, asosyallikten kurtulun. Çünkü yaş ilerledikçe hayat mücadelesi artacağından, herkes kendi çabasına düşeceğinden, en güzel arkadaşlıklar daha gençken kurulacakt nisbetenr.
6-) Platonik aşklardan uzak durun. Aşk varsa, platonik olmamalı. Geleceğinizi geçireceğiniz insanları, basit kaygılardan dolayı elinizden kaçırmanızı, ömür boyu unutamazsınız.
7-) “Ağaç yaşken eğilir” atasözünden çıkışla, kişiliğinizi, kültürünüzü, dini düşüncelerinizi, inançlarınızı bir raya oturtun. İnandıklarınızı keşfedin, yüzeysellikten kurtulun ve sizi siz yapan şeylerin sebeplerini en ince ayrıntısına kadar öğrenmeye çalışın. Bu sizi, daha mutlu, daha kendiyle barışık bir birey yapacaktır.
😎 Kitap okumak, film izlemek, tiyatroya gitmek, sanatın her hangi bir dalı ile ilgilenmek… Bunları havaî, boş işler olarak görüyorsanız, son derece yanılıyorsunuz. Vakit ayırdıkça göreceksiniz ki, hayatı çok daha iyi ve kaliteli yaşamaya, verdiğiniz kararlarınızın çok daha emin ve düzgün olduğunu görmeye başlayacaksınız.
9-) Hayallerinizi hiç bir zaman unutmuyorsunuz. Ama hayallerinizin ardından gitmediğinizde, onlar birer hayal kırıklığı, birer hüzün olarak üstünüzde kalıyor. Sağlam bir hayalin peşinden gidenlerin yaşadıkları ise, pişmanlıktan çok daha kötü olmayacaktır.
10-) Ve en önemlisi… Ailenizin kıymetini bilin. Siz büyüdükçe onlar yaşlanacak ve birgün onlarsız yaşamak mecburiyetinde kalacaksınız. Onlarla şuan geçirdiğiniz en önemsiz sandığınız anların bile ne kadar büyük bir saadet kaynağı olduğunu ise, onlardan uzak kaldığınızda anlayacaksınız. Yapabileceğimiz en iyi şey ise, onları en ziyade şekilde mutlu etmek, pişman olacağınız şeyler yapmamak ve hep birbirinizi sevdiğinizi bilmek.
İnşallah, bu mektup gecikmeden elinize ulaşır ve 10 yıl sonra kendinize böyle bir mektup da siz göndermek zorunda kalmazsınız.